Ailem Konya’da yaşadığı için biz bu seyahate Konya’dan başladık ama sanırım uçak fiyatlarını göz önüne alınca şehir dışından gelenler için de Konya’ya gelip buradan araç kiralamak mantıklı olabilir.
Kızören Obruğu ve Obruk Han: Tuz Gölü Alternatifi

Konya’dan Aksaray istikametine doğru İpek Yolu güzergâhını takip ettiğinizde uçsuz bucaksız ovalar sizi Kızören Obruğu ve Obruk Han‘a çıkaracak. Son yıllarda bilinçsiz sulama sebebiyle özellikle bu bölge de kendi kendine ve aniden gerçekleşen obruk oluşumlarını haberlerden takip etmiş olabilirsiniz.
Kızören Obruğu ise oldukça etkileyici ve eski bir oluşum. 13. yüzyılda Anadolu Selçuklularından kalma olduğu düşünülen hemen yanındaki Obruk Han’a ismini vermiş. Her ikisi de yol üstünde iken uğramaya değer.
Biz gittiğimizde hanın içini görememiştik, yenileme çalışmaları halen devam ediyordu. Ancak güncel olarak otel ve müze olarak kullanıldığını gördüm.
Biz gezimizi iki gün olarak planladığımız için yolu uzatmayı tercih etmedik ama buralara kadar gelmişken obruktan sonra iki saatlik mesafedeki Tuz Gölü de sizin için bir seçenek olabilir.
Sultanhanı Kervansarayı

Yolumuza İpek Yolu üzerinden devam ederek Aksaray’daki Sultanhanı Kervansarayı‘nı ziyaret ettik. 1229 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan Kervansaray, biz uğradığımızda yöresel motifli güzel halılardan oluşan bir sergiye ev sahipliği yapıyordu.
Avludan geçip uçuşan kuşlarla beraber içeri girdğimizde, mistik müziğin de etkisiyle kendimizi Anadolu motiflerinden ve kervansarayın özenle işlenmiş mimarisinden büyülenirken bulduk. Bu tarihi dokunun 2014 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındığını da eklemeliyim.
Biz buradan itibaren Hasan Dağı manzarası eşliğinde Aksaray’ın merkezine doğru devam ettik. Ancak yol üzerinde aynı bölgede bulunan Çanlı Kilise, Selime Katedrali ve Ihlara Vadisi üçlüsü sizler için bir seçenek olabilir.
Biraz ileride yer alan Derinkuyu ve Kaymaklı Yer Altı Şehirleri’ne uğramayı da düşünebilirsiniz. Yalnızca Konya’dan Nevşehir’e giden yol üzerinde bile o kadar çok önemli durak var ki bir günü bu yol güzergâhında harcamaya değer.
Zelve Ören Yeri

Gelelim Zelve’ye… Daha önce ziyaret etmediyseniz önceliği Göreme Açık Hava Müzesi‘ne de verebilirsiniz tabii. Ancak biz Kapadokya havzasındaki ilk durağımız olarak olarak bu sefer Zelve’yi tercih ettik.
Zelve Paşabağlar mevkii üç vadiden oluşuyor ve peribacalarının en yoğun olduğu yer. Bana buradaki peribacaları hep yedi cücelerin kukuletalarını anımsatır.
Bölge aynı zamanda Hristiyanların ibadet merkezi olma görevi de üstlenmiş ve İkonoklastik dönemden kalma Balıklı, Üzümlü ve Geyikli kiliselerine ev sahipliği yapıyor.
Zelve ve Göreme ile beraber bundan sonra bahsedeceğim yerler aslında birbirine oldukça yakın ve iç içe oldukları için haritadan size uygun olan rotayı da tercih edebileceğinizi belirteyim.
Avanos: Nehir Kenarında Gün Batımı

Zelve’de turladıktan sonra konaklayacağımız yere yani Avanos’a vardık. Gün batımında, Kızılırmak manzaralarıyla nehir kenarında yürümek ve Avanos‘un meşhur çömlek atölyelerini ziyaret etmek harika bir günü bitirme aktivitesi. Turist yoğunluğu yok ve dükkanların çoğu halen açık oluyor. Her Avanos‘a gidişimde uğradığım ve beş yaşındayken geleneksek çömlek yapımını öğrendiğim güzel dükkanın sahibinin vefatı sebebiyle kapandığını üzülerek öğrenmiştim son gidişimde.
Ancak yol üzerinde Gaia Cappadocia seramik atölyesi ile karşılaştım. Normalde gördüklerimizden farklı ve orijinal ürünleri olan ve bildiğim kadarıyla bu konuda atölyeler de düzenleyen çok tatlı bir dükkan. Sevdiğim bir arkadaşıma aradığım yılbaşı hediyesini uygun bir fiyata aldım ve kendileri de bana anahtarlık hediye etti. Seramik sanatının gençlerle ve yeni dinamiklerle halen devam ettirilmesi de yaptıkları işin bir diğer güzel tarafı. Burayı da listenize eklemenizi tavsiye ederim.
Bunun dışında Avanos’ta geleneksel çömlek atölyelerinde çömlekçiliği ustalarından yardım alarak öğrenebilir; ayrıca meşhur Saç Müzesi‘ne kendinizden bir hatıra bırakarak katkıda bulunabilirsiniz.
Konaklama ve Yılbaşı
Öncelikle söylemem gerekir ki bu yazı halktan biri tarafından yazıldığından hiçbir reklam içermemektedir. Oteli ve programı kendimiz bulup gitmiştik 🙂 Biz konaklama ve yılbaşı kutlaması için Avanos’taki **Suhan Otel‘**i tercih etmiştik.
Herkesin eğlence anlayışı birbirinden farklı olduğundan bu konudaki araştırmayı sizlere bırakıyorum. Ancak kalabalıkla, göbek atmalı, yeme içmeli, canlı müzikli ve ailecek bir kutlama tercihinizse biz o yıl keyifli bir gece geçirmiştik. Aynı şekilde fiyatlar da her gün değiştiğinden güncel programlarını ve ücretlerini bölgedeki otelleri arayarak teyit edebilirsiniz.
Devrent Vadisi, Üç Güzeller ve Kızılçukur Vadisi

İkinci günümüzde yola Devrent Vadisi ile devam ettik. Haritada “Imagination Valley” olarak da görebilirsiniz. “Şu peri bacaları sence neye benziyor?” oyununa doyduktan sonra istikametimiz yol kenarındaki Üç Güzeller oldu. Arkada Hasan Dağı‘nı önde Üç Güzeller, fotoğraf çekimleri için güzel bir fırsat olabilir şimdiden söyleyeyim.
Daha sonra manzaraya karşı bir kahve içmek için Kızılçukur Vadisi‘ne geçtik. Vadinin sonunda karavandan bir kafe vardı. Herkes içeceğini alıp kanyon manzarasının tadını çıkardı. Bu vadinin gün doğumunda yükselen balon manzaralarını izlemek için de güzel bir alternatif olduğu yazıyordu bloglarda aklınızda olsun.
Son Durak: Uçhisar’a Doğru

Kahvelerden sonra Uçhisar’a doğru yola koyulduk. İlk durak Uçhisar Kalesi‘ni tam karşıdan gören ve adının hakkını veren Güvercinlik Vadisi oldu. Instagram’da bolca karşılaştığımız nazar boncuğuyla dolup taşan dilek ağaçlarının bulunduğu yer tam da burası. 9. yüzyılda güvercin gübresi o kadar verimliymiş ki topraklarında üzüm yetiştiren insanlara güvercin yetiştiriciliği yapmak farz olmuş. Halen de topluca havalanan güvercinlerin yemlerin sesini duyar duymaz vadiye inecek şekilde eğitildiklerine şahit olabilirsiniz.
Sonrasında Kapadokya‘nın zirvesi Uçhisar Kalesi’ne tırmandık ve bu muhteşem coğrafyanın panoramik manzarasını da görmüş olduk. Kale adına kanmayın, kendisi aynı peri bacaları gibi rüzgar ve yağmurun aşındırıp oyduğu kocaman bir kaya aslında.
Uçhisar‘da son kez çömlekçileri turlayıp yemek yedikten sonra (mekanda fiyatlar tavan-hizmet taban olduğundan bahsedemeyeceğim maalesef) Konya’ya doğru dönüş yoluna geçtik ve gezimizi tamamladık.
Biz bu gezimizde Ürgüp tarafına, yani meşhur Asmalı Konak - ki haritada artık kapalı olduğu yazıyor.- ve şarap evlerinin olduğu bölgeye geçemedik bu linkteki haritada sizin için kaydettim.
Umarım Kapadokya planı yapanlara faydalı bir rota olmuştur. Alternatifleri bir yana koyarsak kalan tüm durakları ailecek tadını çıkararak iki günde tamamladık.
Son olarak sizlere de bu rota için en az üç-dört gün ayırmanızı ve daha ekonomik bir gezi için artık online da edinilebilen Müze Kart satın almanızı tavsiye ediyor, yeni rota planlarında görüşmek üzere yazımı tamamlıyorum.
